Dil Seçimi:

RTİB eşbaşkanı Sabahattin Yavuz: Rusya’da Kalıcı Olmak Ortak Projelerle Mümkün

Uçak krizinden sonra Rusya ve Türkiye arasında ilişkilerin normalleşmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sıcak ilişkisi son yıllarda Türk dış politikasında yaşanan en önemli olumlu gelişme. İki ülke arasında kalıcı ve istikrarlı bir ilişkinin oluşması için politika kadar ekonomi de büyük önem taşıyor. Putin ve Erdoğan’ın yakın ilişkisinin ekonomiye ne ölçüde yansıdığını ve bunun Türk iş insanlarının Rusya’daki iişlerine etkisini RTİB (Rus-Türk İşadamaları Birliği) eşbaşkanı Sabahattin Yavuz ile konuştuk.

İki ülke lideri arasındaki sıcak ilişkiler ekonomiye ve Türk iş insanlarının Rusya’daki faaliyetlerine nasıl yansıyor?

İki lider sıklıkla bir araya geliyor, siyasi ve ekonomik birçok sorunu karşılıklı olarak müzakere edebiliyor ve sorunlara zamanında çözüm imkanı buluyor. Bu sıcak iklim şüphe yok ki yatırımcılar ve iş dünyası açısından olumlu bir hava yaratıyor. Bu durum, muhataplarımız nezdinde işlerimizi kolaylaştırmakta ve bizlere gelecek için daha fazla umut vermektedir. Rusya’daki Türk yatırımcılar açısından siyasi ilişiklerdeki istikrar ve yatırım iklimi her zaman önemli oldu. İlişkilerin iyi gittiği dönemlerde özellikle turizm, inşaat gibi sektörlerde iş hacmi arttı ve dış ticaretin önü açıldı. İş dünyası olarak her zaman ilişkilerin bu şekilde sürmesini ve daha da ileriye gitmesini arzu ediyoruz. 

İki lider bir araya geldiğinde ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarma hedefini gündeme getiriyor. Sizce bu hedefin orta vadede gerçekleşmesi mümkün mü?

Bu hedefe orta vadede ulaşabilmek için çok iyi bir planlama yapılması, iki ülke kurum ve kuruluşları arasında etkili ve hızlı bir iletişim kurulması ve iş dünyasının her anlamda önünün açılması gerektiğine inanıyorum. Yatırım ve ticaretle ilgili her türlü mevzuat altyapısının tamamlanması ve ilgili anlaşmaların mutlaka güncellenmesi veya yeniden ele alınması bu açıdan son derece önemli. Şüphesiz ki bu kolay bir hedef değil, ama ulaşılamaz da olmadığını düşünüyoruz. Öte yandan Avrasya Ekonomik Birliği imkanlarının iyi değerlendirilmesi, Rusya’nın bölge ülkeleri ile yakın siyasi ve ekonomik ilişkileri ve bu pazarların bir bütün olarak ele alınması halinde Rusya ile söz konusu 100 milyarlık ticaret hedefinin daha ulaşılabilir bir hedef olacağını da özellikle vurgulamak istiyorum.

Bu noktada öne çıkan fırsat ve riskler neler olabilir?

Uçak krizi sonrasında oluşan yeni ortamın, gelişen siyasi ilişkiler ve artan bölgesel işbirliğinin bu açıdan önemli bir fırsat yarattığını düşünüyoruz. Bu hedefin önündeki riskler ise bu konularda ortaya çıkabilecek sorun ve gerginlikler, inşaat ve turizm gibi sektörlerde artan uluslararası rekabet, petrol fiyatları ve diğer şoklar nedeniyle Rusya ekonomisinde yaşanabilecek sorunlar olabilir.

Zaman zaman Rusya’daki gümrüklerde sorunlar yaşanıyor. Bunlar ikili ticareti nasıl etkiliyor? Sorunların çözümü için ne yapılmalı?

Özellikle gıda ihracatı ve yaş sebze-meyve ticareti yapan firmalarımız, son dönemde gümrük kapılarındaki kontroller ile ilgili bazı sorunları dile getiriyor. Firmalarımız gümrük geçişlerinin eskiye göre süre olarak çok daha uzadığını ve geri gönderilen mallarla ilgili olarak önemli maliyet ve planlama sorunları yaşandığını belirtiyor. Tabi Rus makamlarından da farklı açıklamalar yapılıyor. Bununla ilgili konular ve sorunlar hem Rus hem Türk kuruluşlarına iletiliyor ve çözüm yolları aranıyor. Türk firmaları açısından yaş meyve-sebze ve hazır giyim ihracatında gümrük geçişleri açısından yaşanan sorunlara özellikle referans fiyat sistemi bağlamında ve BGH (Basitleştirlmiş Gümrük Hattı) sistemi açısından da bakılması gerektiğine inanıyorum. Firmalarımızın Rus mevzuat ve uygulamalarını yakından takip etmeleri ve uyum sağlamaları son derece önemli. İnanıyorum ki Türk kurumlarının karşı kurumlarla etkin iletişim halinde kalarak ve bazı hususların kontrolü Türkiye’de sağlayarak bu sorunların üstesinden kolaylıkla gelinebilir.

Uçak krizinden sonra Rusya’daki Türk yatırımcılar için her şey kriz öncesindeki duruma döndü mü yoksa bazı sorunlar var mı?

Türk firmaları açısından uçak krizinin yanı sıra Rusya’da özellikle 2014 yılından itibaren başlayan ekonomik sorunlar da dikkate alındığında olumsuzluklar katlanarak yaşanmış oldu. Hem önemli pazar kayıpları yaşandı hem de birçok firma pazardan ayrılmak durumunda kaldı. Fakat şunu söyleyebilirim ki Türk firmalarına uygulanan yaptırımlar açısından tamamen eskiye dönülmüş oldu. Diğer taraftan, Türk firmalarının kaybettikleri pazarda başka rakipler, başka oyuncular devreye girdi ve yeni koşullar oluştu. Konu bağlamında bu hususun dikkate alınması, ayrıca uçak krizi sonrasında Türk firmaları ve yatırımcıları nezdinde oluşan olumsuz psikolojik etkinin atılmasıyla pazar payları açısından da eskiye daha hızlı dönüleceğini düşünüyorum.

Rusya’da son birkaç yıldır büyüyen trend olan sektörler hangileri ve burada Türk iş dünyasının konumu nedir?

Rusya’da özellikle son dönemde tarım, inovasyon, elektronik ticaret, lojistik ve taşımacılık, teknoloji ve yazılım gibi katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesine yönelik önemli gelişmeler oluyor. Rusya’daki Türk iş dünyasının ise inşaattan turizme, hazır giyimden gıdaya, hizmet sektöründen perakendeye bütün bu hususları dikkate alarak, kalite ve fiyat çaprazlaması temelinde doğru bir konumlanma yaptığını düşünüyorum. Türk iş dünyası olarak aslında sadece ihracat penceresinden bütün bu konulara bakamayız. Rusya’da kalıcı olmak için daha fazla yatırım ve ortak proje hedeflemek durumundayız. Bölgedeki gelişmelerin, pazarlar çok yakından takip edilerek, doğru değerlendirilmesi önemli. Örneğin Türkiye’nin organize sanayi bölgeleri ve KOBİ alanlarındaki tecrübesinin, Rus sanayicilerle daha fazla işbirliği yapılarak önemli bir destek noktası oluşturacağını düşünüyorum.

Mehmet Erdoğan Elgin
Bloomberg Businessweek Türkiye