Dil Seçimi:

Güntay Şimşek yazdı: Anlaşma sonrası Hazar’dan Türkiye’ye gaz ve petrol gelir mi?

Hazar’ın ‘Deniz mi, göl mü?’ olduğu tartışmasına nokta konamadı. Hazar’a kıyıdaş ülke liderlerinin imzaladığı karmaşık bir anlaşmayla Hazar Denizi, özel statülü ‘iç su’ olarak ilan edildi. Böylece sanıldığının aksine Hazar’daki yaklaşık 50 milyar varil petrol ve 9 trilyon metreküplük doğalgaz rezervlerinin bir kısmının boru hattıyla Türkiye’ye kadar uzanmasının önü de kesilecek gibi görünüyor. Fakat yeni bir dünya kurulduğunu dikkate alarak, biraz sabretmek gerekiyor.

Kazakistan’ın Aktau şehrinde imzalanan anlaşmaya, Hazar’ın dibi ve toprak altı bölgeleri farklı alanlara bölünürken, deniz yüzeyi de deniz sahası, deniz hududu, balıkçılık alanları ve kaynakların kullanımı gibi esaslara göre 15 millik mesafeyle özel statülü olarak paylaştırıldı. Geriye kalan kısımlar ise ortak kullanıma açık, tarafsız bölge olarak ilan edildi. Ancak tarafsız bölgedeki faaliyetler ise Hazar’ın biyolojik zenginliğinin, balıkçılığının korunması şartlarına bağlandı.

Pazar günü yapılan Hazar paylaşımında, hukuki statü olarak hem göl, hem deniz, hem de özel durumların dikkate alınması, çevre meselesine abartılı vurgu yapılmasıyla, 1996’dan bu yana konuşulan Trans Hazar Boru Hattı Projesi de bir süre daha rafta kalabilir. Ancak uzun yıllar Amerika’nın desteğiyle Trans Hazar Boru Hattı, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya gaz naklinde Rusya’ya alternatif olarak gündemde tutuldu. Sonra devreye Avrupa Birliği (AB) girdi. Öncü rol üstlendi ama netice alamadı. Günümüzde ise Amerika kaya gazıyla Avrupa’ya girmek ve Rus gazının yerini almak istiyor. Bu sebeple de AB ile Rus gazı almamaları için tartışıyor. Şu an Amerika’nın Asya’da ve Hazar’da hem bir etkinliği yok, hem de bölgede kaybolan rolü sebebiyle de enerji politikaları değişmiş durumda. Eğer Türkiye, yenidünya düzeninde oluşan yapıda kendini iyi konumlandırırsa Hazar enerji kaynaklarının kapısı Anadolu’ya da açılabilir.   

RUSYA-İRAN-ÇİN KAZANDI

Rusya, İran, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan liderlerinin Hazar’ın statüsü konusunda yaklaşık 20 yıldır toplantılar yapmalarına rağmen paylaşamadıkları enerji kaynakları son anlaşmayla yeni bir yol haritasına kavuştu. Anlaşmanın bir numaralı kazananı Rusya. Onu İran ve Çin takip ediyor. Kazakistan da kazançlı sayılabilir. Ancak Azerbaycan, Türkmenistan ve dolaylı olarak Türkiye şimdilik kazananlar arasında görünmüyor.

Ortaya çıkan tabloya göre Hazar’daki gaz ve petrolün Batı’ya ulaştırılmasında Türkiye’ye enerji koridoru olarak şimdilik bir rol düşmeyecek. Türkmen doğalgazı Çin, Rusya ve İran’a akmaya devam edecek. Kazakistan petrolünün ise Rusya’dan sonra bu anlaşmayla Hazar Denizi’nden gemilerle İran kıyılarına, oradan da Basra Körfezi’ne inme ihtimalinden bahsediliyor. Hatta bu anlaşma sonrası Hazar’da ortaya çıkacak yeni enerji güzergâhıyla İran petrolünün de Amerikaambargosunu delerek, Kazak petrolü gibi dünya piyasasına pazarlanabileceğinden de bahsediliyor. Diğer bir ifadeyle Hazar’daki anlaşma Rusya, İran ve Çin’in ABD’ye önemli bir mesajı olarak da görülebilir. Çünkü anlaşma hem bölgede enerji ekosistemi oluşturacak, hem de Hazar'a kıyıdaş ülkeleri siyasi açıdan birbirine yakınlaştırma potansiyeli taşıyor. Ayrıca ABD’nin son günlerdeki agresif tavır ve tehditlerinin de bu anlaşmanın imzalanmasına katkı sağladığını söylemek mümkün.

TRANS HAZAR NEDEN ÖNEMLİ?

Yıllardır gündemde olan Trans Hazar Boru Hattı ile Türkmen doğal gazının güvenliği garantilenmek isteniyordu. Rusya ve Çin’in bölgedeki devletlere enerji kaynakları üzerinden baskı yapmalarının önüne geçmek için Trans Hazar dikkat çekiyordu. Rusya ve İran istemiyor, Türkiye ve AB ise bu hattı önemsiyordu. Azerbaycan gazının Trans Anadolu Projesi (TANAP) ile Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırılması anlaşmalarında da Trans Hazar gündeme gelmişti. 1996’da ABD, bu hattı Türkmenistan’a önerdi. 1999’da ise Türkmenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye İstanbul’da boru hattı inşası ile ilgili anlaşmalar imza attı. GE, Bechtel ve Shell’in gerçekleştirmek istediği boru hattı projesi maalesef yapılamadı. Azerbaycan’ın kerhen imza atmasına rağmen o dönem bu projeye biraz da BP’nin stratejileriyle soğuk bakması, İran ve Rusya’nın da karşı çıkmasıyla hayata geçirilemedi.

Eylül 2011’de AB, Trans Hazar için rol üstlendi. Fakat aynı yıl Rusya Devlet Başkanı Medvedev, Orta Asya doğal gazının Trans-Hazar projesiyle pazara çıkmasına Hazar’ın statüsü belli olmadığı gerekçesiyle alenen karşı çıktı. Mart 2012’de Türkmenistan Cumhurbaşkanı Berdimuhamedov,Kiev ziyareti sırasında Rusya’ya yıllık 25 milyar metreküplük bir kapasiteyle Trans Hazar projesi teklifiyle gitti ama tepkilere sebep oldu. Türkiye’nin öncülük ettiği Nabucco Projesi’nin rafa kalkmasından sonra Azerbaycan’ın önerisiyle gündeme gelen TANAP ve TAP ile Türkmen gazının da Avrupa’ya taşınması istendi ama Hazar’ın statüsü yine ortaya çıktı ve gelişme sağlanamadı. Hatta sadece Türkiye, AB değil Trans Hazar’ın Ukrayna’ya uzanması bile konuşulunca Rusyasahada daha aktif oldu ve Karadeniz’i boru hatlarıyla kuşatan Rusya, Hazar Denizi’nde biyolojik çeşitliliği düşünen, Mersin balıklarını önemseyen, havyar üretiminin azalmasından dem vuran hassas bir çevreci oldu. 

HAVYAR VE HAZAR

Hazar Denizi aynı zamanda dünya havyarının büyük bir bölümünü, iki binli yılların başında yaklaşık yüzde 90'ını karşılamasıyla biliniyordu. Bu kadar büyük oranda havyarın üretildiği yer olan Hazar,aynı zamanda yasadışı havyar ticaretinin de merkezi oldu. Fakat Mersin balığı türleri, avlanma şekli ve zamanı Hazar kıyıdaşı ülkelerin ilgi alanına girmedi. Şu an tam olarak Hazar’da havyar üretiminin durumu, avlanma ve biyolojik çeşit duyarlılığı nedir, bilemiyorum. Ancak Hazar’da kaçak avlanma sebebiyle Mersin balıklarının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu defalarca duydum, okudum. Bunun bir sebebi kaçak avlanma ise diğeri, hatta daha önemlisi de Hazar Denizi’ndeki petrol üretiminin yol açtığı kirlenme, ağır metaller, denizi besleyen nehirlerdeki kirlilik. Kirlilik ve yasadışı avlanma Mersin balıklarının popülasyonunu azalttı, azaltıyor. Petrol ve doğal gazın zaten üretildiği Hazar’da bunların taşınması için planlanan boru hatlarının çevresel etki yapacağı işin politik bahanesi, en güzel engel olma gerekçesi.

Eğer çevre duyarlılığı olmayan Hazar’a kıyıdaş ülkeler kısa sürede önlem alamazlar ise zaten kaliteli havyar üretiminde kullanılan Mersin balığının bazı türlerinin sonu gelmiştir, diğerlerinin gelmesi de an meselesidir. Küresel ölçekte, gümrüklerde havyar kaçakçılığı için önlem alınmasına rağmen, Hazar’ın kıyıdaşları hep sessizliği tercih etmiştir.

BORU HATLARI NEDEN ENGELLENİR?

Geçen yıl Hazar Denizi’nin Kazakistan kesiminde, Kaşagan’da arama yapılan ilk bölgede, yaklaşık 7 milyar ton petrol rezervi bulundu. Kaşagan yatağı, mevcut tespitlerle Suudi Arabistan’daki rezervlerin yarısına eşit ama kime, nereden ve nasıl ulaşacak? Kontrol kimde ve en önemli alıcısı kim?

Türkmenistan ise doğal rezervinde BP’nin 2018 raporuna göre Rusya, İran ve Katar’ın ardından dünya dördüncüsü. Ancak en fazla doğalgaz üreten ülke ABD. Türkmenistan ise rezerv zenginliğine rağmen doğalgaz üretiminde ilk 8 ülke arasına giremiyor. Çünkü pazara çıkamıyor. Türkmengazının yıllarca en önemli alıcısı ve satıcısı Rusya oldu. Şimdi ilk sırada Çin var, ikinci Rusya ve üçüncü müşterisi ise İran. İran da hem Türkmen gazını kullanıyor, hem de komşularına pazarlıyor. Rusya ve İran bu sebeple Türkmen gazının Trans Hazar’la kendilerine rakip olmasını istemiyor.

Hâsılı kelam, petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip olmak yetmiyor. Üretmek, pazara çıkarmak, satış yöntemleri ve boru hattı güzergâhlarıyla kontrol edebilmek de gerekiyor.

https://www.bloomberght.com/ht-yazarlar/guntay-simsek/2147623-anlasma-sonrasi-hazardan-turkiyeye-gaz-ve-petrol-gelir-mi