Dil Seçimi:

Görüş: Yaptırım savaşları: Rusya ekonomisi direniyor

2014 yılının Mart ayında Rusya’nın Ukrayna’nın Kırım bölgesini ilhak etmesi ile başlayan krizde hem Avrupa Birliği (AB) hem de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Rusya’ya ekonomik ve diplomatik alanlarda yaptırımlara gitme yolunu tercih etti.

4 yıldır süregelen krizde Rus ekonomisi yaptırımlar ile yara alırken, Ukrayna ise hem toprak bütünlüğü hem de demografiden ekonomiye her alanda çöküş yaşadı. Elbette bu süreçte en üzücü olan kısım 2014 yılından itibaren siviller ile birlikte toplamda 10.000’e yakın kişinin hayatını kaybetmesi oldu.

Rusya’daki yerel araştırma merkezlerince açıklanan veriler doğrultusunda Rus halkının % 80’i süreci desteklemesine rağmen Rusya’nın bölgedeki en önemli partnerlerinden AB ile diyaloğu koptu. 2014 yılında ilk olarak AB Rusya ile diplomasideki partnerliğini sonlandırdı. Yine aynı yıl içerisinde Rusya-NATO işbirliği de durduruldu ve bu iki kapı halen kapalı durumdadır. Ayrıca Rusya’nın da dahil olduğu, dünyanın en güçlü 8 ekonomisini içeren G8 Rusya’nın çıkarılması ile G7’ye çevrildi.

Bireysel anlamda ise sırasıyla 6 Mart ve 17 Mart 2014’te ABD ve AB yasaklı listeye alınan bazı Rus politikacıların, oligarkların ve diğer bireylerin varlıklarına el koydu ve seyahat yasağı getirdi. Bu yasak AB tarafından her 6 ayda bir yenilenmekte olup Eylül 2018’e kadar uzatıldı. Aynı yılın Temmuz ayında da AB ve ABD tarafından sektörler bazında yaptırımlar getirildi. Bu yaptırımlar da 2 Ağustos 2017’de ABD Başkanı Trump’ın yeni ABD yaptırımlarını içeren yasayı onaylaması ve AB tarafından her 6 ayda yenilenen yaptırımların 31 Ocak 2019’a kadar uzatılması ile geçerliliğini korumaktadır.

Krizin stratejik konusu olan Kırım ile ilgili ayrı bir yaptırım söz konusu; AB Aralık 2014’ten itibaren Kırım’dan herhangi bir ithalat gerçekleştirmemektedir. Turizmde Karadeniz’in en önemli destinasyonlarından olan Kırım’a seyahat yasağının uygulanması da bölgenin ekonomisinin zayıflamasına neden olmaktadır.

Elbette Rusya’nın da AB ve ABD’ye yaptırımları bulunmaktadır. Mart 2014’te AB ve ABD’de yer alan bazı işadamları ve politikacılar kara listeye alınarak Rusya’ya girişleri engellendi. Ağustos 2014’te tarımsal ürünlere yasak getirildi. Ukrayna’dan ithalat ise 1 Ocak 2016’dan itibaren yasaklandı ve 31 Aralık 2018’e kadar bu ithalat yasağı devam etmektedir.

Yaptırımların Rusya ekonomisindeki etkisi belki de en kolay bir şekilde makroekonomik veriler üzerinden değerlendirilebilir. Enerji kaynakları ile güçlü ihracat potansiyeline sahip Rusya’nın 2016 yılında petrol fiyatlarında dip rakamları görmesi ülkenin ekonomik büyümesini de olumsuz etkiledi: 2014’te % 0,7 büyüyebilen Rusya 2015 ve 2016’da sırasıyla % 2,8 ve % 0,2 oranlarında daralma yaşadı. Gıda fiyatlarında bir yılda % 17 artış yaşandı, yıllık enflasyonda 2015 yılında % 15,5 ile rekor seviyeye ulaşıldı.

Yabancı yatırımcının Rusya’daki faaliyetleri de olumsuz etkilendi; son dönemde uluslararası şirketlerin ülkede üretimi durdurması ya da satışlarını azaltması (2017’de en son Alman Siemens örneği) ülke ekonomisini derinden etkiledi. Rusya Merkez Bankası’nın raporuna göre 2014-2017 yılları arasında Rusya’ya yaptırım uygulayan ülkelerin Rusya’ya net yatırımları bu dönemde dip seviyeleri görürken yaptırım yapmayan ülkelerin yatırımlarında büyük bir değişim gözlenmedi. Tedarikçilerin yaptırımları dış ticarette negatif etki yarattı; ihracat 2013 yılında 592 milyar $’dan 2016’da % 45 kayıp ile 332 milyar $ seviyesine geriledi.

Rus Rublesi Dolar karşısında kriz öncesinde 35 Ruble seviyesinde seyrederken Kırım ile başlayan kriz ve petrol fiyatlarının düşmesi ile birlikte 75 Ruble seviyesine geldi. 2018 Temmuz itibariyle kurdaki geri çekilme Rus hükümeti tarafından istenen seviyelere inmediği söylenebilir; Rus ekonomisi için 63 Ruble olan kur halen çok yüksek kabul edilmektedir.

Kredi derecelendirme kuruluşları yaptırım ve kriz sürecinde Rusya’ya iyimser yaklaştı, S&P 23 Şubat 2018 tarihindeki son güncellemesi ile tekrar yatırım ligine aldı Rusya’yı. S&P ve Fitch Rusya’yı yatırım yapılabilir seviyesinin hemen üstünde tutarken, Moody’s ise 20 Şubat 2015 tarihinden itibaren Rusya’yı yatırım yapılabilir seviyenin altında görmektedir.

Türkiye’nin notunu düşüren ve negatif izlemeye alan Fitch’in Rusya’nın notunu kriz süreci boyunca değiştirmemesi Fitch’in tarafsızlığına yönelik endişeleri ortaya koymaktadır.

Rusya-Ukrayna krizinin kısa sürede sonuçlanmasını beklemek hayal olacaktır, özellikle Kırım’ın ilhakı sonrasında Ukrayna’nın, AB’nin ve ABD’nin geri adım atması mümkün olmayacaktır. Yatırım yapılabilir seviyesini koruyan Rusya’nın özellikle Çin ve Türkiye gibi stratejik partnerler ile işbirliklerini artırması 2014-2016 arasında bozulan ekonomik yapıyı iyileştirmede önemli adımlar olarak nitelendirilmektedir. Özellikle Türkiye’nin yaşanan süreçte Rusya ile ilişkilerini 2016 son çeyreğinden itibaren tekrar istenen seviyeye getirmesi ile birlikte hem ticarette hem de turizmde radikal iyileşmeler görülmektedir.

Negatif büyüme, düşük ihracat, azalan yabancı yatırımlar 2014-2016 döneminde Rusya ekonomisine kabus etkisi yarattı. Ancak AB ve ABD’nin yaptırımlarına karşılık gıda ürünleri başta olmak üzere farklı alanlarda ithalat yasağı ve limiti kozunu oynayan Rusya’nın bu alanda istediğini aldığı söylenebilir; ilk aşamada fiyat artışlarına göğüs gerilmesi ile birlikte ithalat ve ihracatta partner farklılaşmasına giden ülkenin yaptırım koşullarına adapte olabilme anlamında da kısmen başarılı olduğu görülmektedir. Yaptırımların hız kesmediği bu süreçte Rusya rahat gözükse de tedbirli adımlar ile ekonomik istikrar hedefleyen ülkenin yaptırım savaşlarında kendini koruması izleyeceği diplomatik ve mali politikalara da bağlı olacaktır.

Berkol Alevli

https://www.dunya.com/kose-yazisi/yaptirim-savaslari-rusya-ekonomisi-direniyor/422892