kodeforest

HABER

DenizBank Finansal Hizmetler Grubu CEO'su Hakan Ateş, Antalya'da düzenlenen 11. Uluslararası Resort Turizm Kongresi'nde kritik değerlendirmelerde bulundu. Dolar kuru, ABD ile Çin'in ekonomik savaşı, Türkiye'nin turizmdeki durumuna dair konuşan Ateş pandemi döneminde merkez bankalarının karşılıksız para bastığını söyledi, bu paradan turizm sektörünün de pay alması gerektiğini belirtti. ABD ile Çin arasındaki ekonomik savaşı değerlendiren Ateş, ABD ekonomisinin daha da güçleneceğini söyledi.

KRT'de yer alan habere göre; DenizBank Finansal Hizmetler Grubu CEO'su Hakan Ateş, Antalya'da düzenlenen 11. Uluslararası Resort Turizm Kongresi'nde kritik değerlendirmelerde bulundu. Dolar kuru, ABD ile Çin'in ekonomik savaşı, Türkiye'nin turizmdeki durumuna dair konuşan Ateş pandemi döneminde merkez bankalarının karşılıksız para bastığını söyledi, bu paradan turizm sektörünün de pay alması gerektiğini belirtti. ABD ile Çin arasındaki ekonomik savaşı değerlendiren Ateş, ABD ekonomisinin daha da güçleneceğiniz söyledi, Çin'in dezavantajlarını sıraladı. Turizm Bakanı Ersoy'dan da Ateş, turizm sektörü için taleplerde bulundu.

"TURİZMDE BİRİNCİYİZ"

Turizme verdikleri destek hakkında bilgi veren Ateş, "DenizBank olarak turizmdeki payımız 2.9 milyar dolarlık destekle yüzde 16 seviyesinde bulunuyor. Bu bakımdan bizim bankamızı kurduğumuz ilk günden itibaren demografik açıdan eğitim ve sağlık, coğrafik açıdan tarım, gemicilik ve turizm ve geçiş ekonomisi olmamız nedeniyle de altyapı ve enerji gibi sektörlerde oldukça konsantre bir şekilde hareket ettik. Bahsini geçirdiğimiz sektörlerde DenizBank olarak hep ilk 3’teyiz. Turizmde 1’inciyiz. Tarımda Ziraat Bankası’nın ardından 2’nciyiz, fakat Ziraat Bankası’nı çıkarttığımızda tarımda payımız yüzde 46. Ziraat Bankası dahil olduğunda ise payımız yüzde 13 oluyor. Kısacası özel bankalar düşünüldüğünde kredi ağırlığının neredeyse yarısı tek başımıza karşılıyoruz diyebilirim. Turizme baktığımız zaman ise turizm Türkiye’nin adeta petrolü. Bacasız sanayimiz desek yeri var, getirileri dövizle ve bir istihdam deposu. " dedi.

"ÇİN VE ABD'NİN EKONOMİK SAVAŞLARI ÖN PLANDA"

Önümüzdeki süreçte ABD ekonomisinin, dolayısı ile doların güçleneceğini söyleyen Ateş, eskiden ABD-Rusya arasında gerçekleşen rekabetin artık ABD-Çin arasında geçtiğini kaydetti, ABD ile Çin arasındaki durumu karşılaştırdı. Ateş ABD ve Çin ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

ABD’nin biraz Rusya’yı unuttuğunu, hatta yer yer Rusya’yla bazı konularda da müttefikmişçesi davranmaya başladı. Çin ve ABD’nin ticaret savaşları çok ön planda. Bundan sonra da bunun daha da artacağı bir döneme şahit olacağız. Çin şu anda iki yönden sıkışmış durumda. Birincisi şu; Çin, çok uzaktan hammadde getiriyor ve çok uzağa ürün gönderiyor. Bugün itibarıyla konteyner fiyatları 10 misli arttı. 600 dolara gönderdiğiniz metreküp fiyatı şu anda 6 bin dolar seviyesine yükseldi. Dolayısıyla bu nokta Uzakdoğu ticaretini biraz köşeye sıkıştırıyor. İkinci noktaysa Çin’in dünya ticaretinden aldığı pay yüzde 16,7. Yani dünyadaki her 100 dolarlık alışverişin 17 doları Çin alım satımı. Dünyadaki karbon salınımının yüzde 25’i de Çin’den kaynaklanıyor. Oysaki şu anda Kıta Avrupası başta olmak üzere dünyada çok fazla bir sürdürülebilirlik eğilimi görüyoruz. Şu anda çok bol olan likiditeden yararlanabilmemiz için de mutlak surette bu sürdürülebilir programlarının içinde olmamız gerekiyor. DenizBank olarak biz de öyle yaptık. Son aldığımız 840 milyon dolarlık sendikasyon kredi aldık. 22 ülkeden 49 bankanın katılımıyla gerçekleşen bu sendikasyon kredisi, tarım ve iyi tarım ağırlıklı bir yapıya sahipti. Dolayısıyla az önce de konuştuğumuz gibi, tüm dünyanın sürdürülebilirliğe bu denli eğildiği bir dönemde ticaretinin devam edebilmesi açısından, Çin’in bu konuda çok ciddi maliyetlere katlanması gerekiyor.

Pandemi döneminde merkez bankalarının karşılıksız para bastığını söyleyen Ateş bu para ile evler, arabalar alındığını belirtti. Ancak bu paraların gidecek kanallar aradığını ifade eden Ateş turizmin bu paraları değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

 ÇEVRE HASSASİYETİ DE ARTIK KREDİ ALIMLARINDA KRİTİK ÖNEME SAHİP

Yeni dünya düzeninde çevre sorunlarının yaşanacağını ve dünyanın çevre sorunlarına karşı önlemler almaya gittiğini vurgulayan Ateş şöyle devam etti:

Tekrardan almış olduğumuz 840 milyon dolarlık sendikasyon kredisine dönecek olursam, yüklü bir miktardan bahsediyoruz. O noktada yalnızca iyi tarım değil, başka parametreler de devreye giriyor. Yani organik tarım bir tarafta, nehirleri kirletmemek de bizim kapsamımızda. Sadece karbon salınımı değil, deniz, nehir kirliliği ve hava kirliliğine karşı duyarlılık da bunun içine giriyor. Karbon salınımı konusunda tüm dünyada büyük bir hassasiyet oluştu. Günün sonunda turizm de bundan çok etkileniyor. İyi turizm yapan ve sertifikaya sahip olan tesis sayımız 450 adet. Bu neden önemli? Bir insanlığa hizmet için, ikincisi de çocuklarımıza bırakacağımız güzel bir dünya için. Şöyle bir hedef konuldu: 2030 yılına kadar karbon salınımını yüzde 50 azaltmak, 2050’ye kadar da karbon salınımını sıfırlamak. Dolayısıyla buna uymayan işletmeler ciddi maliyetlerle karşılaşacak.

Yine değinmemiz gereken başka bir konu yeşil bonolar, hatta mavi bonolar. Yatırım bankaları ile bu programları yapıyoruz. Belli elemelerden geçmezseniz siz de böyle bir programa giremiyorsunuz. Atıklarınızı nasıl yönettiğiniz, sularınızı harcama şekliniz, binanızın nasıl bir elektrik satın aldığı dahi, bu standartların içine dahil ediliyor.

"NEDEN MİLLİ TURİZM SANAYİCİMİZDE KALMASIN?"

Turizm için ellerini taşın altına koyduklarını ifade eden Ateş pandemi döneminde turizme sahip çıktıklarının altını çizerek bundan sonra yapılması gerekenlerle ilgili şunları söyledi:

Türkiye’de 2010’dan 2015’e kadar turizme olan yatırım 10-12 milyar dolardı. 2016’yla bu 7’lere, son 3 yılda da 2 milyar dolarlara düştü. Yatırımda ciddi bir azalma söz konusu kısacası. Bir diğer nokta döviz yaratım konusu. Antalya, Muğla ve İstanbul yatak sayısı bakımından Türkiye’nin yüzde 60’ını oluşturuyor bu oranı ülke geneline yayarak turizmin sürekliliğinin sağlanması ve gelirin daha da artırılması mümkün. Baktığınızda biz DenizBank olarak döviz olarak finanse ediyoruz. Şunu da belirtebilirim turizm için kullandırtmış olduğumuz 2.9 milyar dolarlık kredinin 1.4 milyar dolarını yeniden yapılandırdık. Bu, asla bir geri dönmeyecek anlamına gelmiyor. Çünkü yatırımcı güvenmiş ve harika bir eser çıkarmış ortaya. Otel orada duruyor. Bir iki yıl kötü olabilir, ama maalesef eğer siz turizmcileri desteklemezsiniz, bu oteller çok düşük paralara kendi yatırımcısının dışındakilerin ellerine geçebiliyor. Tabii ki küresel dünya, geçebilir. Ama neden bizim milli turizm sanayicimizde kalmasın? Benim tercihim o yönde olur. 

Bazı turizm teşvikleri de oldu, mesela KGF. Oradan kullandırttığımız toplam rakam 6.5 milyar dolar. Yani orada da yüzde 18’lik bir payımız söz konusu. Şimdi bizde 6 bin dolar uçak başına teşvik veriliyordu o kaldırıldı. Bunu yeniden rica edeceğiz. Mesela rakiplerimizden Mısır bu konuda çok önemli teşvikler vermeye başladı. Onlar bir uçağa 3 bin dolara kadar bir teşvik veriyor. Buradaki mantık şu, tur operatörü gidip 3 bin koltuk satın alıyor. Onları doldurmasa da ödüyor uçak şirketlerine. Dolduramadığında operatör de zor duruma düşüyor. Bu noktada devlet teşvikleri adeta bir can suyu oluyor.

Dolar kurunun turizm sektörüne etkisini değerlendiren Ateş şunları söyledi:

Katma değer olarak sektörler arasında dövizi lehine çevirebilen en kazançlı sektör turizmdir. Ama turizmin giderlerine baktığımızda tabii ki maliyetlerin de arttığına şahit olabiliriz. Bu noktada da kur pazarlıkları görülebilir. Ama tabii ki bunu sadece turizmle sınırlandıramayız. Bu tekstil için de böyledir, deri sektörü için de böyledir. Bu bir alışveriş. Türkiye’nin avantajıysa şu: hiçbir hal ve şartta rakip tanımaz bir noktadayız. Kapasite ve verdiğimiz değer olarak Türkiye’nin turizm açısından dünyadaki en iyi destinasyonlardan biri olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

O nedenle turizmde bizim çok olumlu beklentilerimiz var. Salgından sonra hareketlenmeyle birlikte, 2019 rakamlarını çok rahat geçeceğimizi düşünüyorum. 2019’da 34.5 milyar dolar gelir elde ederken, 50 milyon turist ağırlamıştık. Bunun 5 milyonu da bizim gurbetçiler. Gurbetçilerimiz bizim için çok değerli. Gurbetçilerin kişi başına harcaması 850 dolardan 1150 dolara dolara çıkmış durumda. Yabancı turistlerin kişi başına harcaması ise bu sene 730 dolarken 770 olmuş.

Turizmin borçluluğu yüksek ama bize borç servisini yaptıktan sonra onlar ilave yatırım yapacak kadar da güçlü bir sektör. Yani bakın tamam 2 milyar dolara inmiş ama hiçbir kamu desteği yok onun içinde, tamamen özel sektörün yaptığı yatırım.

 "ALICI VE SATICININ RIZASIYLA 24 OTEL SATIŞI YAPTIK"

"Pandemi döneminde turizmcilerin şikayetçilerinden biri, bankalardan destek göremediklerine yönelikti… bu konuda bir düzenleme mi yapıyorsunuz, varlık üzerinden değil, işlem hacmi üzerinden mi?" sorusuna Ateş şu yanıtı verdi:

Eğer banka ekspertiz yapacaksa kabul görmesinin tek koşulu, ekspertiz firmasının SPK’dan lisanslı olması. Başka kimse yapamıyor. Bunların sayısı 40-45 civarında. Bu firmalar ile konuştuk, çok büyük zarar veriyorsunuz, dedim. Biz, hepsi alıcı ve satıcının rızasıyla 24 otel satışı yaptık. Alan ve satan memnun kaldı, hem bankaya hem çevreye borçlarını ödedi. Ortalama satış fiyatımız ise ekspertiz değerinin 2.1 katı olarak oluştu. Hatta öyle durumlar var ki; ekspertiz firması 28 milyon dolar demiş 92 milyon dolara satıldı otel. Şimdi bu neye engel oluyor, şuna: Ben bir otele kredi veriyorum;  otelin normalde pazar değeri aslında 50 milyon dolar olan ama lisanslı eksper aynı otele 25 milyon dolar değer biçti. Ben 25 milyon dolara kadar kredi verebiliyorum. Ama otel sahibinin ihtiyacı var 5 milyon dolar daha vereceksin, otelin ederi 50 biliyorsun ama senin elin kolun bağlı, sen çünkü onu ipotek karşılığı çıkartmışsın. Dolayısıyla bunları biraz daha gerçek değerine yaklaştırın, diyoruz. Nedir bana dedikleri, çok açık söylüyorum diyor ki, “biz binayı alıyoruz, böyle ters çeviriyoruz, düşen her şeyi yüzde 30 varsayıp düşüyoruz.” Yüzde 30 çok büyük bir değer. 100 milyon dolarlık olan 70’e iner. Halbuki otel sahibi, bahsettiği 30 milyonluk masaraf 5 milyon dolara bilemedin 7 milyon dolara 2 ayda yapar. Kendi marangozunu çalıştırır. Ben bizzat şahit oldum, 2 ayda yaptı Bodrum’da. İnanamadık. Otel şubatta devralındı, mayısta turist getirdi içeri. Otelin her tarafını elden geçirdi, düzeltti. Şimdi yüzde 30 ne demek? Şimdi bunların alçısına, ağacın kalitesine falan bakarak inşaat mühendisi eksperler geliyor, sanki ev alıcısıymışsın gibi, halbuki ne alakası var, böyle bir lokasyon dünyada yok. Bu tesislerin kat sayısı değil, üzerinde kazanılacak para önemli. Neden önemli çünkü borç ödemesini kazandığı paradan yapacak otel sahibi. Onun için iskonto edilmiş nakit akımı (DCF) yöntemi ile ilerlenmeli. Bu yöntemde şuna bakıyoruz; 10 yılda bu otel ne kazanır.

Buralarda çok esaslı eserler var. Şimdi, diyelim ki yılda 7 milyon dolar kazanıyor. Ben diyorum ki bankacı olarak biz bunu biraz iskonto ederiz. Değerleme şunun üzerinde yapılmalı, en az 15 sene 105 milyon dolar para kazanacak. Biz bunu şu anda faiz nerede dolarda, Libor 1. Siz alın, 3’ten ya da 4’ten iskonto ediyorum, bugüne getiriyorum. 105 milyon dolar, oluyor size 80 milyon dolar. O zaman bu otelin değeri diyorum 80/85 milyon dolar. 

BAKAN'IN ÖNÜNDE TALEPLERİ SIRALADI

Bir sonraki gün de 11. Uluslararası Resort Turizm Kongresi'nde sunum yapan Ateş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un sektör için bir şans olduğunu dile getirdi. Kendisini iyi bir yurtsever olarak tanımlayan Ateş, "Öyle bir Kurtuluş Savaşı veriyoruz ki 'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır' diyerek ülkemizdeki bütün turizm bölgelerindeki potansiyeli hayata geçirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Turizm Bakanı Ersoy'dan övgü ile bahsetti, sektörün taleplerini sıraladı. Bakan Ersoy'un Ateş'in övgülerinden sonra tebessüm ettiği BM 75. Genel Kurulu Başkanı Volkan Bozkır'a dönerek birşeyler söylediği görüldü.

 Ateş turizm sektörü için Ersoy'dan şu dört talepte bulundu:

1-) Ciro üzerinden ödenen yüzde 2'lik Konaklama Vergisi, Ocak 2023'e ertelendi. Müteşekkiriz. KDV oranının yüzde 8'den yüzde 1'e indirilmesi uygulaması 30 Eylül 202Fde sona ermişti. Bu uygulamanın devam etmesi, kâr sıkıntısı çeken turizmcilerimizin nakit akışını rahatlatabilecektir.

2-) 2020'deki 'tahsis, üst hakkı' gibi kamu ödemeleri bu yıla, 2021 kamu ödemeleri de 2022'ye ötelenmiştir. Bu uygulama neticesinde 2022'de oluşacak 2 yıllık kamu ödemeler yükü, şimdiden turizmcilerimizi bu konuda düşündürmektedir. 2022 yılı ödemelerinin vadeye yayılabilmesi durumunda, turizmcilerimizin faaliyet döngüsü zora girmeden kamu borçlarının ödeme imkanı yaratılmış olacaktır.

3-) Tur operatörlerine geçmiş dönemde yapılan uçak / koltuk başına yakıt desteği gibi teşvik edici önlemlerin tekrar uygulanması; Mısır, Yunanistan, İspanya gibi aynı kategoride yer aldığımız ülkelerle rekabet açısından önem arz etmektedir.

4-) Turizm emekçilerimizin, tüm yıl boyunca çalışabilecekleri diğer sektörlere kaydığını, dolayısıyla yetişmiş personelin istihdamı konusunda sıkıntılar yaşandığını söyleyebiliriz. Bu sıkıntıyı azaltmak adına, kış döneminde istihdamın devamlılığı amacıyla birtakım SGK teşvikleri /destekleri sunulması yararlı olacaktır." 

https://www.medyatava.com/haber/cumhurbaskanligindan-kritik-dolar-kuru-ve-osman-kavala-degerlendirmesi-cumhurbaskani-yardimcisi-fuat-oktay-ekonomi-kartini-oynamaya-calistilar-bu-dalgalanma-donemini-de-gecmiste-oldugu-gibi-geride-birakacagiz_234965

Paylaş: