kodeforest

HABER

Dünyayı sarsan koronavirüs salgını en çok turizm sektörünü vuruyor. Ülkeler sınır kapılarını kapatırken bu yıl iki haneli büyümesi beklenen dünya turizmi için iyi ve kötü senaryolar hazırlanıyor. Türkiye’de de umutlar yılın ikinci yarısına kalmış durumda.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgü-tü’nün (WTO) tahminlerine göre, dünya turizmi bu yıl zirve yıllarından birini yaşayacaktı. Ancak koronavirüs salgını bu beklentileri ters yüz etti. Hızla yayılan virüs vakaları nedeniyle can güvenliği sorununun ortaya çıkması ülkeleri içe kapanmaya zorluyor.

Ülkeler arası sınırlar kapatılırken insanlar evlerinden çalışmak zorunda kalıyor. Seyahat acenteleri, tur operatörleri, havayolu şirketleri operasyonlarını askıya alıyor. Oteller kapanıyor, açılmayan oteller de açılışlarını ileriki tarihlere öteliyor.

Bu süreçte Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen, üçüncü ülke vatandaşlarının AB üyesi ülkelere yapacakları ‘gerekli olmayan’ seyahatlerine 30 günlük geçici kısıtlama getirecek düzenleme hazırladıklarını duyurdu.

Küreselleşen dünyada her şeyin hızlandığı günümüzde koronavirüsün de hızla yayılması ekonomiye ağır darbe vurdu. Peki bundan sonraki süreçte ne olacak? Tüm sektörlerde olduğu gibi içinde bulunduğumuz süreçten en büyük darbeyi alan turizmde de bu sorunun yanıtı merak konusu.

Ekonomist Dergisi olarak ülkemizin döviz girdisi sağlayan en önemli sektörlerinden biri olan turizmi, bu süreçte bekleyen tehdit ve fırsatları mercek altına aldık.

TEHDİTLER NELER?

Siyasi gerginlikler, terör olayları gibi nedenlerle krizli yıllar geçiren turizm sektörü son iki yılda toparlanma sürecine girmişti.

Bu yılın toparlanma ve fiyatların yükseliş yılı olması beklenirken, koronavirüs nedeniyle şubat ve mart aylarında özellikle Kapadokya başta olmak üzere Anadolu’nun kültür ve gastronomi destinasyonlarında düşüş yaşandı. Bu süreçte ertelenen toplantı ve etkinlikler nedeniyle İstanbul turizmi dip yaptı.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, yurtdışından gelen turistlere bakıldığında, kasım, aralık, ocak ve şubat aylarında yapılan rezervasyon kapasitesinin yüzde 35’ini içeren kısmın tamamen yok olduğunu söylüyor.

İnsanların seyahat etmek istemediklerine işaret eden Bağlıkaya, “Yurtdışından gelişlerde ciddi sıkıntı yaşanacağı, döviz girdisinde düşüşler olacağı açıkça görülüyor. Haziran ayında işlerin açıldığını varsaysak bile çok ciddi kaybımız olacak. Acentalar çok ciddi yüklerle karşı karşıya” uyarısında bulunuyor.

İKİ SENARYO VAR

OLUMLU SENARYO
Koronavirüs vakaları nisan ortasında hafifleyecek, mayısta tüm dünya rahatlayacak. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde haziran ayında Türkiye’nin diğer ülkeler arasında toparlanma şansı en yüksek ülke olduğu düşünülüyor.

KÖTÜ SENARYO
Mayıs ve haziran aylarında koronavirüsün belli yerlerde devam etmesi durumunda turizm sezonu tamamen etkilenir. Sektör temsilcilerine göre, yaz tatilinin bittiği dönem olan eylül ayında değişik segmentlerden turist alınarak bu sorun hafifletilebilir.

KAMUDAN BEKLENTİLER

TÜRSAB, sürecin daha kolay yönetilebilmesi için hükümetten, acentaların 2020 aidatlarından muaf tutulması ve kredi desteklerinden vergi ve SGK teşviklerine kadar 20 maddeden oluşan bir dizi talepte bulundu. Bu taleplerin bir kısmı hükümetin geçen hafta açıkladığı ekonomik önlemler paketinde karşılık buldu.

Sektör temsilcileri, iç turizme bakıldığında haziran sonrasındaki rezervasyonlarda çok ciddi iptaller olmadığıa vurgu yapıyor. Bu dönemde seyahat acentalarının iptallerde para iadesi yapmaları şirketleri zorluyor.

Otellerden ve havayollarından bu ücretlerin tahsil edilmesinin çok mümkün olmadığına dikkat çeken Firuz Bağ-lıkaya, seyahat acentalarının iç paydaşlarıyla aynı durumda olmadığını, bununla ilgili acilen düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtiyor. Bağlıkaya, “Bu süreçte oteller boş kalırsa, uçaklar boş kalırsa, doğal olarak fiyatlar düşecektir” uyarısında bulunuyor.

Krizli dönemden yeni çıkan sektörün önündeki en büyük tehditlerden biri de geçmişten gelen kredi borçlarının ödenememesi ve piyasaya verilen çekler sorunu. Ayrıca tesislerde yenilenme döneminin gelmesi ve buna ayıracak bütçe bulunamaması nedeniyle sektörün rekabet gücünü yitirme riski de bulunuyor.

HEDEF MEVCUDU KORUMAK

Dorak Mice Grup Direktörü Tuğçe Aydemir, her krizin doğru planlama ile yönetilebileceğini ve doğru zamanda fırsata çevrilebileceğini söylüyor.

Bu yıl yüzde 30-35 büyüme öngörürken konjonktür nedeniyle mevcudu korumaya yöneldiklerini ifade eden Tuğçe Aydemir, ertelenen küçük ve büyük ölçekli organizasyonlarla yılın ikinci yarısında ve 2021’in ilk yarısında işlerin hareketleneceğini öngörüyor.

Aydemir, “Üye olduğumuz MİCE sektör dernekleri, üye gruplarımız ve resmi kurumlarla koordineli olarak durum hakkında raporlar oluşturuyoruz.

Böylece ilerisi için atılacak adımlar ve sektörümüze etkileri için hem veri oluşturuyor hem de iş ortaklarımıza bilgilendirme sağlıyoruz” diyor.

LEVENT GÖKMEN DEMİRCİLER

Paylaş: