kodeforest

HABER

1 Ekim 2019 tarihinde Türkiye’nin Kazan Başkonsolosu (Rusya'ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti) görevine atanan İsmet Erikan’ın bu görevin başında bulunmasına tam iki ay oldu. Turktatar.com sitesi olarak Sayın Erikan ile bu zaman dilimindeki çalışmalar, gerçekleştirdiği görüşmeler ve Tataristan-Türkiye arasındaki ticari ilişkiler hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

 İsmet Bey Kazan Başkonsolosluğu görevine atanmanıza iki ay oldu. Bu zaman diliminde Kazan sizin gönlünüze nasıl bir etki bıraktı?

Ben buraya gelmeden de Kazan’ın bin yıllık bir tarihi olan şehir olduğunu biliyordum. Her zaman bin yıllık tarih ne demek diye merak ediyordum. On asırlık bir tarih. Bu çok uzun bir zaman dilimi. Kazan’a gelince de bunun etkisini doğal olarak gördüm. Mimarisinden etkilenmeye hala devam ediyorum. Sokaklarında yürüdükçe kafamı sağa sola sürekli dönüp bakıyorum. Değişik renkteki güzel kapılar, güzel pencereler hala dikkatimi çekiyor.

Bazen aynı avlunun içerisinde bir kiliseyi, bir camii görmek beni çok etkiliyor. İnsanların hangi dine mensup olurlarsa olsun, hangi etnik kökene mensup olurlarsa olsunlar, barış ve huzur içerisinde yaşadıklarını görmek beni son derece memnun ediyor.

Aslında genel olarak baktığımızda  tüm dünya insanlarının  ihtiyaç duyduğu şey bu. Hiç kimsenin dinine, diline bakmaksızın, ırkına soyuna bakmaksızın  huzur içinde yaşamalarını sağlamak. Tataristan ve özellikle Kazan bunun çok güzel bir örneğini oluşturmuş. Ben burada olmaktan çok mutluyum.

Siz bu iki aylık zaman içinde bir çok resmi ve resmi olmayan görüşmeler gerçekleştirdiniz. Bunlar arasında en çok hangi görüşme aklınızda kaldı?

Bunların arasından beni en çok etkileyen görüşme Tataristan’ın ilk Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanının Devlet Danışmanı Sayın Mintimer Şeymiyev ile yaptığım görüşme oldu. Bir diğeri de Tataristan Cumhurbaşkanı Sayın Rüstem Minnihanov ile yaptığım görüşme oldu.

Sayın Şeymiyev’i ilk kez burada şahsen tanıdım. Kim olduğunu ve neler yaptığını elbette ki okumuştum ama tarihi bir şahsiyetle karşılıklı oturup sohbet etmekten çok etkilendim.

Beni çok sıcak karşıladı. Uzun süren bir sohbetimiz oldu. Kendi halkının kültürüne, diline, dinine bu kadar fazla değer veren ve bunu kendisinden sonraki genç nesillere aktarmak için aynı heyecanla çalıştığını görmekten  heyecanlandım. Projelerini anlatırken gözlerinin ışıldadığını farkettim. Bu beni çok etkiledi.

Sayın Minnihanov’da aynı şekilde. Bakıyorum sabah altıda ofisinden twit atıyor. İnstagram sayfasından bir fotograf gönderiyor. O da Tataristan’ın sosyal ve ekonomik gelişimine kendini adamış bir devlet adamı. Yaptıklarını gözlerimle SEZ “Alabuga” gördüm.

Şeymiyev ile görüşmeye tekrar dönecek olursak, bilindiği gibi Mintimer Şeymiyev Türkiye’yi seven biri, görüşme esnasında Türkiye hakkında bir şeyler bahsetti mi?

Sayın Şeymiyev Türkiye hakkında sadece iyi şeyler söylüyor. Türkiye sevdasını zaten saklamıyor. Bizlerin aynı ağacın iki dalı olduğunun o da farkında. Ben de zaten öyle olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla Şeymiyev Türkiye ile ilgili güzel hislerini her zaman söylüyor. Bizim onlara karşı nasıl güzel hislerimiz, duygularımız varsa onun da bize karşı aynı duyguda olduğunu söyleyebilirim. Karşılıklı sevgiden bahsedebiriz.

Siz görüşmeleri yaparken sadece Kazan ile sınırlı kalmadınız, görev bölgenizdeki Samara’ya gittiniz, Çuvaşistan Cumhuriyeti yönetimi ile görüştünüz, SEZ “Alabuga”da yatırım yapan Türk şirketleri yöneticileri ile de görüştünüz. Bu görüşmelere de bir değinir misiniz?

Dediğiniz gibi Tataristan dışında da bizim görev bölgemiz olan yerler var. Önce bir SEZ “Alabuga” ile başlamak istiyorum. SEZ “Alabuga”da bizim ciddi bir yatırımımız var. SEZ “Alabuga”ya biz Tataristan Sanayi ve Ticaret Bakanı Yardımcısı German Lerner ile beraber gittik. German bey resmi işler için zaten SEZ “Alabuga”ya gidip geliyor. Ama ordaki Türk şirketlerini bu ziyaretimizde bizimle birlikte ilk kez gezdi.

Burada çok etkileyici yatırımlar var. Coşkunöz, Şişecam, Kastamonu, Hayatkimya gibi büyük Türk şirketleri mesela.

Her birinin orada milyonlarca dolarlık yatırımı var. Şişecam cam üretimi yapıyor ve bu öyle bir tesis ki kuruluşu itibariyle ve teknik anlamda da öyle, 24 saat 365 gün bu tesis çalışmak zorunda ve çalışıyor. Rusya’nın önemli miktarda cam ihtiyacını karşılıyor.

Keza Kastamonu da öyle, 24 saat çalışıyor. Yani orada verilen rakamlardan ben de çok etkilendim.

Hayatkimya ikinci bir üretim hattını kurmuş. Tam kapasite ile çalışıyor. Bunlar hepsi gurur verici şeyler.

Samara’ya oradaki 7 Kasım askeri geçit töreni için gittim. Bu bir anma töreni idi. Ama gitmişken tabii II.Dünya Savaşı sırasında geçici olarak 2. başkent olan ve Moskova’dan elçilikler taşınan bu şehirde Türk Büyükelçiliği binasını da gidip gördüm. O binayi ziyaret ettiğimde tüylerim diken diken oldu. Benim büyüklerim II. Dünya Savaşı sırasında o binada çalışmışlar. Ben de aynı binada nefes almaktan gerçekten  heyecanlandım. Bu bina bugün bir çocuk yuvası olarak kullanılıyor. Bina aslına uygun olarak restore edilmiş. O merdivenden yürümek, o ağaçlara dokunmak, odalarda bulunmak heyecan verici idi. Müftü ile görüştüm. Camileri ziyaret ettim.

Samara dönüşümde Tataristan’ın tarihi Bolgar şehrine uğradım. Bolgar’da bu toprakların tarih koktuğunu hissediyorsunuz. Güzel bir Mevlit yapıldı Bolgar’da. O da çok etkileyici idi.

Çıuvaşistan’a gittim. Çuvaşistan Cumhuriyeti lideri Sayın İgnatyev, Çuvaşistan Üniversitesi Rektörü ve Çuvaşistan Müftüsü ile görüştüm. Onlar da Türkiye ile işbirliğini geliştirme arzusu içerisindeler. Biz de aynı arzu içerisindeyiz.

Bu seyahatların her ikisini de karayolu ile yaptım. Özellikle de karayolu ile gitmek istedim ki coğrafyayı göreyim dedim. Bu, ülkeyi daha iyi tanımama bir fırsat veriyor. Gniş topraklar, ormanlar, nehirler, göller, görmek lazım. Ülke çok güzel bir ülke. Görülmeye değer.

İsmet Bey sanırım daha önceki Kazan Başkonsolosları Tataristan televizyon kanallarında bir konuşmacı olarak katılmamıştı. Siz geçenlerde İrek Şeripov’un sunduğu “Milli Soru-Milli Cevap” televizyon programına katıldınız. Bu programda neler konuşuldu acaba?

İlk katılan ben değilim, benden önceki Başkonsoloslar da katılmışlar. İrek Bey Tataristan’daki Halkların Dostluk Evi’nin de yöneticisi. Ben onları da ziyaret ettim. Onlarla da işbirliği yapıyoruz ve bu işbirliğini daha da nasıl geliştirebiliriz diye konuştuk. Bu sırada beni programına davet etti ve ben de böylece tv programına katılmış oldum.

Programda genel olarak Başkonsolosluğumuzun görevleri ve benimle ilgili  sorular sordu. Programın daha da geniş kitlelere yayılmasını isterim. İzlenmesini isterim. Çünkü bizim buradaki varlığmızın ve yaptıklarımızın farkına varılmasını isterim. Çünkü bir etkinliğin düzenlenmesi çok zahmetli bir iş. Çabalarınızın karşılığını bulmasını istersiniz. O anlamda burada sizin vasıtanızla ve sonra da mümkün olduğu kadar medya aracılığıyla  faaliyetlerimizi duyurmak istiyoruz. Ben güzel bir program olduğunu düşünüyorum. Devamı da gelecek, başka bir takım projeler de konuşuldu. Somutlaştıkça sizlerle paylaşırız onları da.

Siz Tataristan’a gelmeden önce burdaki hayat, Kazan, buranın insanları, burada yaşayan Türklerin faaliyetleri, Tataristan’daki Türk yatırımları gibi konuları bizim turktatar.com sitesinde yayınlanan makaleler, reportajları okuyarak öğrendiğinizi duyduk, doğru mudur bu bilgiler?

Evet kesinlikle. Tataristan ve Kazan hakkında en aydınlatıcı sitelerden birisiniz.

Turktatar sitesini nasıl buldunuz, neden bu siteye bakarak bilgi almayı düşündünüz acaba?

Buraya tayin olduğumu öğrenince  araştırmalara başladım. Google.com a bakınca ilk önce turktatar.com sitesi karşıma çıktı. Bu siteyi sürekli bakılan sitelerim arasına dahil ettim. Günlük olarak  takip etmeye başladım. Yaptığınız işin çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Hem buradaki etkinlikleri anlatıyorsunuz hem de Türkiye’den de güzel haberler veriyorsunuz. Dolayısıyla ben sizlerin yaptığınız işin faydalı olduğunu düşünüyorum. Siz bu işi daha da geliştirerek devam edin. Sizin gibi bu bölge hakkında Türkçe olarak yazan fazla kaynak yok. Yegane siz varsınız diye düşünüyorum. O yüzden de sizin çalışmalara değer veriyorum.

İsmet Bey Türkiye-Tataristan arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilere gelecek olursak bugün itibariyle Tataristan’da yaklaşık kaç tane Türk şirketi faaliyet göstermekte?

Güzel bir soru. Şirket sayımız 140 civarında. SEZ “Alabuga”da yedi tane büyük Türk şirketi var. SEZ “İnnopolis”te kurulmakta olan Türk şirketleri var. İrili ufaklı çok şirket var. Alışveriş merkezlerini gezerken kafamı çevirdikçe bir Türk markasını görüyorum. Yeni açılanlar var, Türk bakkalı, baklavacı, börekçiler, lokantacılar var. İnşaatçıların sayısı zaten fazla. Önemli şirketler var. ENKA burada, Polimeks burada. Belki de bizim daha ayrıntılı bir envanter üzerinde bir çalışma yapmamız lazım.Kim nedir, ne yapıyor burada diye. Sayıları çok fazla. Ben bu şirketlerin sayılarının daha da artmasını istiyorum. Çünkü bizim Türk şirketlerinin kendi faaliyet gösterdikleri alanda bu toprakların gelişimine de katkı sağladıklarına inanıyorum. İşsizlik oranının azaltılmasına ciddi katkıları olmuş. Tataristan’daki işsizlik oranının yüzde birin altında olduğunu hayretle duydum, çünkü bu çok düşük bir rakam, büyük bir başarı.

Sadece Alabuga’da değil diğer yerlerdeki işletmelerde de binlerce Rus vatandaşı çalışıyor. Mesela ENKA inşaat yöneticine kaç Türk çalışıyor sizde diyorum. 10-15 Türk var diyorlar. Ama çalışan sayısı bin 500-2000 diyorlar.  Kazan Palace Otelinde 4-5  Türk var. Ama orda yüzlerce çalışan mevcut. SEZ “Alabuga”yı zaten söylemeye gerek yok.

Bu şirketlerin toplam yatırımlarının 2 buçuk milyar dolara kadar ulaştığı biliniyor. Daha önce sizin belirttiğiniz gibi 10 milyar dolarlık yatırım rakamına ulaşmak için acaba neler yapılması gerekiyor?

Karşılıklı olarak çalışmak gerekiyor. Hem burada Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti’nin bir çaba göstermesi gerekiyor, hem de Türkiye olarak bizim de çaba göstermemiz gerekiyor. Ticaret iki yolu olan faaliyettir. Bir gelişi, bir gidişi olur. Karşılıklıdır. Ben bunu bugüne kadar yaptığım tüm üst düzey temaslarda da dile getirdim. Türkiye’den burada yatırımın olması ne kadar sevindirici ise, biz Tataristan’dan da Türkiye’de yatırımcı görmek istiyoruz. Çünkü büyük Tatar şirketleri yurtdışında farklı ülkelerde faaliyet gösteriyorlar. Yurtdışına giderken onların listelerinde Türkiye’nin öncelikli olarak yer bulmasını isterim. Neden bugün Tatneft Petrol Şirketi Türkiye’ye gelip yatırım yapmasın. KamAZ Kamyon Fabrikası neden gelip yatırım yapmasın. Kazan Helikopter Fabrikası gelip neden yatırım yapmasın. Bu sorular benim de kafamı kurcalıyor.

Türkiye’nin çok güzel teşvik programları var. Yabancı ülkeler geliyor. Çinli geliyor, Japon geliyor, Koreli geliyor, Alman, İtalyan, Amerikalı var. Neden buradan şirketler yok? O sorunun da cevabını ben kafamda arıyorum. Bu soruya cevap bulmak lazım. Bizden kaynaklanan bir sıkıntı var ise o sıkıntının ne olduğunu ben duymak isterim, yardımcı olmak isterim. Buradaki kafalarda bir karışıklık var ise onu da bilmek isterim. Kafalarda soru işaretleri varsa onu da anlarım ve o soruların bize sorulması lazım derim. Cevaplarını verelim ve karşılıklı işbirliğini geliştirelim.

Türkiye’de yatım yapmak için tüm imkanlar var, şartlar uygun dediniz, acaba Tataristan’da Türk şirketleri için şu anda yatırım imkanları var mı, tüm şartlar da uygun mu? Bunu buraya gelmek isteyen yeni şirketler için açısından demek istiyorum.

Ben burdaki şartların çok uygun olduğunu düşünüyorum. Hem serbest ticaret bölgeleri var. Hem de şimdi serbest gümrük bölgesi kuruluyor. Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov’u bu alanda tebrik etmek lazım. Her şirketin yatırımı ile birebir kendisi ilgileniyor, varsa sorunlar onların giderilmesi konusunda çok büyük çabalar harcıyor.

Teşvik programları çok güzel. Hem genel olarak uyguladıkları teşvik programları var hem de yatırımcılar için büyük ve kişiye özel teşvik programlarını da geliştirebiliyorlar. Esnek davranabilyorlar. Dolayısıyla bu da başarı oranını arttırıyor.

Tabii Türk şirketlerinin burayı tercih etmelerindeki sebep sadece ve sadece bu teşvik programları değil. Türk şirketleri burada kendilerini rahat hissediyorlar. Bir kere Türk Hava Yolları’nın doğrudan bağlantısı var. O büyük bir etken. Bir de burada dil bakımından, din bakımından, ortama uyum sağlamak bakımından hiç bir zorluk çekmiyorlar. Dediğim gibi barışçıl, insana huzur veren bir ortam var burada. O da buraya gelmek için büyük bir etken oluyor.

Aslında siz şimdi sormak istediğim soruya önceden cevap ta vermiş oldunuz. Ama ben yine de Kazan’dan bir Başkonsolos olarak burada yatırım yapmak isteyen yeni Türk şirketlerine, Türk insanlarına neler söylemek istersiniz, neler tavsiye edersiniz demek istiyorum.

Yeni Türk şirketleri buraya gelsinler, yatırım yapsınlar. Burada memnun kalacaklar. Ben buradaki Türk şirketlerin mevcut yatırımlarının sonuçlarını görüyorum. O açıdan diyeceğim hiç bir şey yok. Türk şirketleri yöneticileri ile görüştüğümde bir sıkıntıların olup olmadığını Başkonsolos olarak bir istekleri olup olmadığını sordum. Her birinden tek duyduğum şey ne kadar memnun oldukları ve sorunlarının yerelde uzamadan hallettikleri yönünde idi. Netice itibariyle Başkonsolos olarak benim işimi çok kolaylaştıran birşey oldu.

Bu bölgede görev yapan vatandaşlarımıza da  bir tek tavsiyem var tabii. Bulunduğunuz ve çalıştığınız bölgede yasalara ve yerel kurallara uyun. Onun dışında sosyal ortama uyum sağlayın. Buradaki insanlara, topluma entegre olun. Buradaki toplumun faaliyetlerine katılın. Bu toplumun bir parçası olduğunu sizler de hissettirin.

Hatta Türk şirketlerine de buradaki toplumsal, sosyal sorumluluk projelerinde yer alın diye önerdim. Buraya gelip iş yapıp buradaki insanlara iş veriyorsunuz bu güzel ama paranızı alıp gitmeyin dedim. Burada sosyal projelerde nerede ne gibi ihtiyac varsa bunu yapın dedim. Ama bunu yaptıklarını da gördüm. Örneğin daha oluşma aşamasında olduğu için adını tam olarak vermeyim, bir Türk şirketi burada yatırım yapmak istiyor ve kendi kuracağı şirketin yanına teknik bir lise yapacak. Hem orada yetişdirdiği gençler kendi şirketinde çalışacak hem de benzer alanda burada başka yerlerde iş bulacaklar. Bu çok güzel birşey. Diğer büyük şirketlerin de benzer etkinlikleri olduğunu gördüm. Sosyal sorumluluk projesinden kastettiğim budur.

Örneğin Polimeksla da ilgili konuştuğum zaman onu da görüyorum. İhtiyac duyulan bir çocuk yurduna, bir hastaneye veya başka bir kuruma yardım etmekten çekinmiyorlar. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde öyle birşey olmaz. Yabancı bir şirket gelir fabrikasını kurar çalışır, buradan parasını alır gider. Türk şirketleri artık buranın bir parçası olmuşlar. Bu toplumun ihtiyacları için gerektiği yerde ve gerektiği zaman elinizi taşın altına koymanız lazım. Benim de tavsiyem onlara bu. Yapıyorlar ve yapmaya da devam etsinler.

https://turktatar.com/2019/12/02/kazan-baskonsolosu-ismet-erikan-tataristan-ile-turkiyenin-ayni-agacin-iki-dali-olduguna-inaniyorum/?fbclid=IwAR0eUoVkbN9qk1cv4jRpVjDsw1iOhjo19rHg49fcCZIwcpWRTba536_tkcc

Paylaş: